Aralık 2007 İçin Arşiv

Deve güreşi

Pazar günümü arkadaşımla deve güreşi seyrederek geçirmeyi tercih ettim.Yeni yılın ilk haftası ise sınavlar arka arkaya geleceği için bi stres var içimde.Neyse geçelim güreşlere.Güreşlerin yapıldığı yer tıklım tıklımdı.Davulcular çalıyor köylüler oynuyordu.Sahanın çevresinde ki araçların üzerinde ayyaş insanlar bulunuyordu:)Bi kaç sarhoş gördüğüm oldu.Boş boş bağırıyorlardı etrafa.
Develerin ise dünya umurlarında değil.Ağızlarından beyaz renkte köpük çevreye yayılıyordu.Develerin giriş yerinde arkamı döndüğümde hemen ağzında köpük çıkan deveyi görünce bi korkma hissi tattım.Güreşi kazanan deveye halı veriyorlardı.Güreşi sunan kişi ise tam bir komedyen tarzındaydı.Çok doğal konuşuyordu kendisi.Öğretmenimde deve güreşine gideceğimi biliyordu ve deve sucuğu siparişi verdi.Ama içimde satıcılara güven oluşmadığı için almadım.Mangal kokularından ve çevredeki ayyaşlardan rahatsız olduğum bi de orgunluk belirtileri oluştuğu için güreşi kısa kestim.
Bugün saat 18:00 da FB-Telekom TBL maçı var.Gönlümüz her zaman olduğu gibi telekom’dan yana.(Deve güreşi fotoğrafları ise burada,şurada)

Pınar Karşıyaka vs Efes Pilsen

Dün P.Karşıyaka-E.Pilsen maçındaydık.Yorgunluktan yine sonraki gün yazıyorum yazıyı.Günlüğü deftere tutsam daha kolay olurdu ama buraya yazmanında ayrı bir keyfi var.
Avrupada fırtına gibi Efes Pilsen sonunda Karşıyaka’ya geldi.Günler öncesinden bu maç için hazırlanıyordu taraftarlar.3-4 senedir yenemiyordu kendi sahasında Efes’i P.Karşıyaka.Bu sefer takıma güven tamdı.Sezona süper bir başlangıç yapmıştı takım.Sadece fb,gs,türk telekom ve oyak renoya yenilmişlerdi.Oyak renoyada nasıl yenildiler şaşırdım doğrusu.Bilet alabilmek için koşa koşa gittik salona.Aldık biletlerimizi girdik arenaya.Girer girmez taraftarın biri bana yakmam için maytap uzattı.Bende güzel bir dille geri çevirdim:)Bu sefer salon fazlasıyla doluydu.Diğer maçlarda oturduğumuz en ön yeri kapmışlardı.Bizde pota arkası en üste çıktık(fazla pota arkası sayılmaz).Arkamızda duvar vardı yani.Rahatça davranabilirdik.Maç başladı herkes coştu ve doğal olarak bende coştum.Ses tellerim iyice gidiyordu artık.İki saat susuz kaldım.Devre arasındada şu şarkıyı söyleyen SiRmC çıktı sahaya bir şarkı söyledi.Mola aralarında ise ilk defa dansçı kızlar çıktı.Bazen unuttular mola alındığını o yüzden geç çıktılar oynamaya:)David Blatt’de maç boyunca hareketliydi.Sahaya kadar giriyordu ara sıra.Hakemler ve taraftarlar uyarmasa maçta oynayacak.P.Karşıyaka’lı oyuncular ise maça çok güzel başladı ama kadro farkı yüzünden gülen taraf E.Pilsen takımı oldu.
Maç fotoğraflarını buradan görebilirsiniz.Aslında baya bi fotoğraf çektim ama filckr’a ayıp olmasın diye yüklemedim:)

Sean Kingston-Take You There

17 yaşındaki(1990 doğumlu) Sean Kingston’dan bir video klip daha.Dün MTV TRL’de seyretmiştim ilk kez.Kingston,”Beautiful Girls” ve “Me Love” bide “Gotta Move Faster” dan sonra yine bir güzel klip çekmeyi başarmış ekibiyle.Evet bu genç adam benim hoşuma giden türde güzel müzikler yapıyor kanımca.Hatta geçen aylarda Gwen Stefani ile turneye bile çıkmıştı.

Türk dizisi

Bayanların çoğuna bağımlılık yapan türk dizileri benim için işkence haline geldi ) Arka Sokaklar,Bıçak Sırtı,Yaprak Dökümü vs… nedir bunlar yaa.Say say bitmiyor.Biri bitiyor yenisi bir hafta dolmadan yayına giriyor.Bugün ise mecburiyetten Arka Sokaklar adlı diziyi seyrettim.Tek kelime ile saçma ve ötesi.İlgi çekmek için sürekli tecavüz ile ilgili bölümler falan var.Taksi şoförleri müşterilerine,üvey baba genç kızına sulanıyor.Tipik bir türk dizisi.Sonunu beklemeye gerek yok.Baştan belli oluyor ne olacağı.NTV’deki 90 Dakika programınıda seyredemedim ona yanıyorum zaten.Bugünde programı Doğuş Power Center’dan sunacaklardı.

Hava buz gibi…

Her sabah dışarıya çıktığımda her yerim donuyor neredeyse.Sıkı giyinmekte fayda etmiyor.Özellikle burnumu,habire sıcak tutmaya çalışıyorum donmasın diye.Ayrıca nefes yoluyla sıcak havayı gönderiyorum tehlikeli bölgelere.Yağmur yağdığında ise botlarla her an kayabilirim endişesiyle yürüyorum akşamları.Geçenlerde çok pis düşecektim az kalsın.Bu otobüsçülerede kafayı taktım zaten.Şerrolar hem durakta durmuyor hemde çok yavaş ilerliyor yolda.Bugün kursa onların yüzünden ilk kez geç kaldım.Dolmuşa binebilmek için taaa ilk duraklara doğru yürüdüm.Zaten yolculardan bazılarıda ISO bilmem kaç belgeli hayvan özelliğine sahip.Her dolmuşa mutlaka tescillilerinden biniyor.Neyse,fazla çene yaptık:)İyi pazarlar )

Sınavsız hafta olmaz!

Sınava çalışmak için okula gitmediğim günler oluyor ama bu seferde dersleri kaçırıyorum.Günde 3(üç) tane sınav fazlasıyla ağır geliyor bana.Zaten sabah gidip 17:30 gibi evde olunca günün tüm yorgunluğu üzerime yığılıyor.Sınav anında ise bazı öğretmenler her an tetikte oluyorlar ve bu duruma kızıyorum.Kafamı nefes almak için bir kere çevirsem öğretmenle anında göz göze geliyoruz.Neyse bu hafta geçince zorlu bir haftayı şimdilik geride bırakmış olucam.

Bugün bide arkadaşımla iddaaya girdik. Sivasspor eğer Galatasaray’ı yenerse ben saçlarımı 3 numaraya vurdurtucam.Tersi bir durum olursa arkadaşım saçlarına veda etmiş olucak:)

Tavuk

Yahoo‘da üyesi olduğum gruplardan birinde yayınlanan yazı dikkatimi çekti.Sizlerle paylaşmak istedim.Buyrun; 

Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş.Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş.Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış; doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.-”Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla”O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş. 40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş - “Hayatım bu akşam yemekte ne var?” Cevap yok.Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış -”Hayatım bu akşam yemekte ne var?” Gene cevap yok.Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş-”Hayatım bu akşam yemekte ne var?” Hala cevap yok.Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu tekrarlamış- “Hayatım bu akşam yemekte ne var?”cevap alamamış Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş- “Hayatım bu akşam yemekte ne var?”- “Hayatım beşinci kez aynı cevabı veriyorum ya,Tavuk, Taaavuuukkk. “
Sonuç;Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki kişilerde olmaya bilir.Problemlerin sebebini birazda kendimizde aramalıyız.

Blogumun hayatımdaki yeri [Mim]

Uzun zaman oldu yazmayalı ama yine bir mimle “Write Post” sekmesinden yazıyı yazacağım.Beni mimleyen ise sevgili Erdal ERDOĞDU.Çok mersi kendisine.Mim dediğime göre hemen konuyu belirteyim.Yazının konusu gladyatörün borusu:)Başlıktan belli oluyor zaten konu.Mimin soruları ise şu şekilde;

  • Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?

Cevap:Blog yazmaya ilk Ağustos 2006′da Google Blogger servisiyle başladım ve 15 Şubat 2007 tarihinde WordPress ile denizakin.com’da yazarak devam ettim.

  •  Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum?

Cevap:Yazıları yazarken belli bir çizgide olmasına dikkat ediyorum diyebilirim.Aynı zamanda daha çok kişisel ağırlıklı olarak yazdığımı söyleyebilir teknolojik gelişmelerle ilgili yazılar yazmaya da gayret gösteririm.

  • Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Cevap:Hayır,etmiyorum.Canım ne zaman isterse o zaman yazıyorum.

  • Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

Cevap:Her zaman benim için eğlenceli bir uğraştır blog yazmak.Blogumun olması beni gururlandırıyor:)

  • Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

Cevap:Ne zaman yazamaz duruma gelirsem o zaman yazmayı bırakırım herhalde.Hakan ŞÜKÜR’e soruyorlar hani “Futbolu ne zaman bırakacaksınız?” diye onun gibi oldu buda:)Paslarda Erman ve Burak‘a gitsin bakalım.